1 Nisan 2012 Pazar

Kamusal Sanat Laboratuvarı - Makale


KAMUSAL SANAT LABORATUVARI

Kamusal Sanat Laboratuvarı, Mehmet Aksoy'un ''İnsanlık Anıtı'' heykelinin kaldırılmasının üzerine tepkisel olarak kurulmuş bir e-mail grubu olan ''Ucube Suretler'' 'den evrimleşmiş bir sanat inisiyatifi.
Kadrosal açıdan Ucube Suretler'in de çekirdeğini oluşturan kişiler etkindir denilebilir.
2011'de kurulan bu inisiyatifin işlerini algılarken ve yorumlarken çok zevk aldığımı söylemeden geçemeyeceğim. Aktivist sanatçılar bir amaç uğrunda inisiyatif oluşturduklarında gerçekten de nitelikli işler görüyorsunuz. Ne yazık ki sayısı pek kısıtlı bu tür inisiyatiflerin. Biraz işlerinden bahsetmek istiyorum;

ÇARPANA (14 Haziran 2011)

Çarpana, yörük kültürüne ait en ilkel dokuma biçimi. Başlangıçta çadırları birbirine ve zemine bağlamak için ve yük taşıma amacıyla kullanılıyormuş. '''Bir anlamda geçici olarak kurulan mekanı kalıcı hale getirmek için kullanılan bu bağ, zamanla Anadolu’daki ortak kültürün de simgesi haline geldi.'' 
KSL bu dokuma biçimini simgesel bir yolla kolektif bir sanat eseri haline getirerek kullanıyor. Kent Kültür ve Demokrasi Forumu İstanbul buluşmasında, 'Çarpana' yöntemiyle, Anadolu'daki farklı etnik kültürlerin yıllarca şehirlerimize işlemiş olduğu bağları temsil ederek bu bağları yeniden kurma çabasıyla bu performansı gerçekleştiriyorlar.

İSİMSİZ MEKTUP (2011 - Bienal)

Niyazi Selçuk'un 2011 İstanbul Bienali'nde gerçekleştirmek üzere tasarladığı bu performansın içeriği, Türkiye'nin gerçeklerini çarpıyor insanların yüzüne. Ve benim için en değerli, lafı en gediğine oturtan işleri budur.
Bienalin tanıtım kartlarından tek farkı bu tasarımın kazı-kazan kartı olması ve sağ üst köşesinde 'kazıyın' yazması. Asıl mesele kazıdığınızda çıkıyor ortaya; vakt-i zamanında Koç Holding'in kurucusu ve sahibi Vehbi Koç'un, Kenan Evren'e yazmış olduğu 'emrinize amadeyim' sözleriyle biten bir mektup. Bu iş Kamusal Sanat Laboratuvarı'nın çıkış işidir de diyebiliriz aslında. Bienal'in o kalabalık atmosferi arasında beliren bu grup, Bienal kartlarının aynısını dağıtıyordu ve bu kartların altında sermayenin gerçek yüzünü Bienal izleyicilerine gösteriyordu.
Sermayeyi böylesine alaşağı etmesine rağmen önlerine engel olarak 'sermaye baskısı' çıktı. O gün orada bulunan hiçbir basın mensubu bu eylemi haber yapAmadı, sebebi ise çok net 'Koç Holding' faktörünün ana akım medya üzerindeki baskın rolü.

MÜZECİNİN ÇANTASI (15 Şubat 2012 - İstanbul Modern)

15 Şubat 2012'de İstanbul Modern Sanatlar Müzesi'nde bir sergi açılışında gerçekleştirmiş oldukları bir performansları. 'La La La İnsan Adımları' ve 'Dünden Sonra' isimli sergilerin açılış gününün seçilmesi de ayrıca manidar ve gelen kitleye iletilmek istenilen bir mesaj taşıyor. Bu mesajı iletirken de öyle bir yöntem seçilmiş ki yasal anlamda hiçbir şekilde karşı çıkılabilecek bir tarafı yok. Siyah bir iş adamı çantası üzerine yerleştirilmiş bir ekranda İM'nin logosu kullanılarak 'Müessesemiz Klimalıdır' yazıyor. Bununla birlikte üstünde karekodlar bulunan kartlar dağıtılıyor gelen misafirlere ve o karekodları son model telefonlarına okuttuklarında Oya Eczacıbaşı'nın vakti zamanında sarfetmiş olduğu şu cümleler beliriyor;
'Sanat işletmesinin herhangi bir işletmeden farkı yok aslında. Sadece ürün olarak sanat yapıtları var'.
İktidarların küreselleşme politikalarının bir örneğini İstanbul Modern'in git gide bir holding mantığıyla ilerleyişine ve sanat piyasasında tekel haline gelmesine bağlayabiliriz.

1543 (1 Mayıs 2012 - Taksim Meydanı)

En son işlerini geçtiğimiz 1 Mayıs'ta gerçekleştirdiler.
1 Mayıs İşçi Bayramı'nda, üzerinde 'Bu alan geçen yıl çalışırken hayatını kaybeden 1543 işçi için ayrılmıştır' yazılı pankartlarıyla o 1543 işçinin ruhlarıyla 1 Mayıs alanını doldurdular.




Dilara Özgül, 01.04.2012
Kaynaklar; kamusalsanatlaboratuvarı.blogspot.com ve Niyazi Selçuk ile yapmış olduğumuz röpörtaj.










Hiç yorum yok:

Yorum Gönder